9 Şubat 2010 Salı

Xsentos Kitabesi...


İçten ol, telaşsız anlat... Kısa, açık ve net konuş... Başkalarına kulak ver...Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız yaptığın planların değil, başardıklarının da tadını çıkar...

Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen. Hayattaki dayanağın işindir, unutma. Sevebileceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol... Sevmiyorsan eğer, sever gibi yapma... Çevrene ve tanıdıklarına önerilerde bulun, fakat asla hükmetmeye kalkma...İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın sevgi konusunda yüzyıllardır öğrenebildiği, bir kumsaldaki kum taneciği bile değildir.

Aşka sakın burun kıvırma...Aşk nedir? Çöl ortasında yemyeşil bahçedir. O bahçeye bakmayı hak etmiş bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli ilgiye, yardıma, bakıma, sevgiye ihtiyacı olduğunu unutma.

Hayatta kaybedebilirsin. Kaybetmeyi ahlaksızca bir kazanca tercih et. Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki; o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yıllar geçiyor, geçecek... Yılların geçmesine öfkelenme...Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra kendini tutamayabilirsin. Yüreğini isyana kaptırabilirsin... Fakat unutma, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol...

Annenin seni doğurduğu saatleri hatırlıyor musun?

Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu.

Öyle bir ömür geçir ki, sen öldüğünde herkes ağlasın...

Sabırlı, sevecen ol, erdemini yitirme...

Önünde sonunda sahip olduğun tek servet yine kendinsin.

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır...

1 Şubat 2010 Pazartesi

t-shirt modelleri

30 Aralık 2009 Çarşamba

Sensiz gelecek günler varsın bensiz yaşlansın...


Aşk bir araçsa sana varmaya,
Her kahrı baş tacımdır,,
Ucunda sen varsın ya hayat bu ya,,
Ölümde bile sana varmaktır…

Elçi bir göz ise mührün kalbimde,
Zaman beni beklese,
Dünya durdukça inan seninim ben,
İster aglat istersen gelme,
Sözüm söz ellerin kalbimde..

Gercek aşk ibadet halidir.
Korur tüm kötülüklerden.
Sen benim tek bağımsın yarım kalsın..
Sensiz gelecek günler,
Varsın bensiz yaşansın..

Sevenlerin adı giderde.
Aşkları kalırmış ama,
Yalnızlığa mahkumlar ağlasın,
Bu şarkıyla aşıklar birbirini tanısın..

^^
Bu kaçıncı gece gündüze devrediyorda sen gelmedin
Köprü altına gizlenmiş çaresiz duygularım
Gelip geçenden habersiz
Sevemedim bu kalabilıkta yalnızlığı
Hayır görmemiş gözlerden düşüyorum sessiz
Yaşadığımı alıp verdiğim nefesten anlıyorum
^^

Gercek aşk ibadet halidir
Korur tüm kötülüklerden
Sen benim tek bağımsın yarım kalsın
Sensiz gelecek günler
Varsın bensiz yaşansın

Sevenlerin adı giderde
Aşkları kalırmış ama
Yalnızlığa mahkumlar ağlasın
Bu şarkıyla aşıklar birbirini tanısın

29 Aralık 2009 Salı

mavi mi? yeşil mi?

hemen şaşırma. üstünde fazla düşünme de. çarçabuk söyle. çünkü her ikisinin içinde her şeye rağmen mutlu olabilmek var. çünkü her ikisinin içinde bekleyiş var, çünkü her ikisinin içinde kavuşabilmenin sıcak tebessümü var, çünkü her ikisinin içinde ben varım, beni ben yapan sen varsın.

maviye hasret olduğunu biliyorum. muhtemelen maviyi seçeceksin. ben de yeşile hasretim. belki de yeşil sensin, mavi ben. uzak sensin.. uzak ben!

mavi; kavrayış, sıkı sıkı sarılış, farkına varış, belki anlaşılmayış, bulutlarda yürüyüş, uzanış ama ulaşamayış, konuşmak isteyip konuşamayış, hissettirmek isteyip hissettiremeyiş, sadece ama sadece uzunca bir bakış bazen. saatlerce izleyiş. tek kelime etmeden.

yeşil; yeniden doğuş, cesaretleniş, belki harekete geçiş, kendini buluş, belki anlaşılmayış, özleyiş ama çok özleyiş, hoşlanış, ama ifade edemeyiş, dinleyiş, dinleniş. dolu dolu. bir daha buluşamayacakmış gibi. bir sonraki birlikteliği bekleyerek.

mavi! yeşil! kırmızı! turuncu! mor!

hepsi aynı değil mi?

biz değil miyiz aslolan? hissettiklerimiz değil mi?

meraklanma sevdiceğim
ruhlarımız beraber.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Benimle çıkar mısın?...

Daha henüz 18 yaşındaydı,ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan kanser hastalığına yakalanmıştı. Kahır içinde kendini eve kapatmıştı. Sokağa bile çıkmıyordu. Annesi,birde kendisi. Bunlardan ibaretti hayat onun için. Bir gün çok sıkıldı. Sokaklara attı kendini.. Bir yığın vitrinin önünden geçti. CD satan bir dükkanı geçerken aniden durdu, geriye dönüp kapıdan içeri bakarak hayal meyal gördüğü tezgahtar kıza bir kez daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı. Gözleri ve yüreği takılı kalmıştı. Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi. Kız gülümseyerek koştu ona doğru "Size nasıl yardımcı olabilirim" diye... Öyle bir gülümseyişti ki genç şaşırdı, geveledi, bocaladı sonra "Evet" diyebildi.. Rasgele bir plağı işaret ederek "Evet,bu CD yi almak istiyorum" dedi. Genç kız plağı aldı, içeri gitti. Az sonra paketlemiş bir şekilde geri geldi. Genç paketi aldı evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı... Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti. Yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gelip açmadan paketi dolaba attı. Günler hep sardırılıp açılmayan CD alımları ile geçti gitti. Bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda... Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi.Ertesi sabah cesaretini toplayıp aynı dükkana gitti, ve yine bir plak seçti. Kız plağı sarmak üzere arka kısma gidince genç "sizinle bir gece çıkabilir miyiz ?" diye yazarak altında telefonunu ekleyip gizlice kasanın üstüne koydu.Sonra genç kızdan plağı alarak kaçarcasına uzaklaştı dükkandan. İki gün sonra evin telefonu çaldı. Anne açtı telefonu. CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan. Delikanlıyı istedi. Gizlenen notu daha yeni bulmuş, ve görür görmez aramıştı. Ama delikanlının annesi ağlıyordu... "Duymadınız mı ? " dedi, "Dün kaybettik oğlumu"

Cenazeden birkaç gün sonra anne oğlunun odasındaki eşyaları düzenlerken gözüne dolabındaki paketler ilişti. Paketleri aldı oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir CD ve birde not vardı. "Merhaba,sizi öyle talı buldum ki, bir akşam birlikte çıkalım mı ? Jacelyn !... Bir başka paketi açtı. Yine başka bir not vardı. "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece için davet edin artık...

27 Aralık 2009 Pazar

ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE

Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, Bazan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla, Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla, Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla, Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.. Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle, Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle, Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, Ama her defasında geri döndüm seninle, Hangi düğüm çözülür, nazla, sitemle, kinle? Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin, Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, Eksilmeyen çilemsin, Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin, Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, Çaresizim, çaremsin. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?