30 Aralık 2009 Çarşamba

Sensiz gelecek günler varsın bensiz yaşlansın...


Aşk bir araçsa sana varmaya,
Her kahrı baş tacımdır,,
Ucunda sen varsın ya hayat bu ya,,
Ölümde bile sana varmaktır…

Elçi bir göz ise mührün kalbimde,
Zaman beni beklese,
Dünya durdukça inan seninim ben,
İster aglat istersen gelme,
Sözüm söz ellerin kalbimde..

Gercek aşk ibadet halidir.
Korur tüm kötülüklerden.
Sen benim tek bağımsın yarım kalsın..
Sensiz gelecek günler,
Varsın bensiz yaşansın..

Sevenlerin adı giderde.
Aşkları kalırmış ama,
Yalnızlığa mahkumlar ağlasın,
Bu şarkıyla aşıklar birbirini tanısın..

^^
Bu kaçıncı gece gündüze devrediyorda sen gelmedin
Köprü altına gizlenmiş çaresiz duygularım
Gelip geçenden habersiz
Sevemedim bu kalabilıkta yalnızlığı
Hayır görmemiş gözlerden düşüyorum sessiz
Yaşadığımı alıp verdiğim nefesten anlıyorum
^^

Gercek aşk ibadet halidir
Korur tüm kötülüklerden
Sen benim tek bağımsın yarım kalsın
Sensiz gelecek günler
Varsın bensiz yaşansın

Sevenlerin adı giderde
Aşkları kalırmış ama
Yalnızlığa mahkumlar ağlasın
Bu şarkıyla aşıklar birbirini tanısın

29 Aralık 2009 Salı

mavi mi? yeşil mi?

hemen şaşırma. üstünde fazla düşünme de. çarçabuk söyle. çünkü her ikisinin içinde her şeye rağmen mutlu olabilmek var. çünkü her ikisinin içinde bekleyiş var, çünkü her ikisinin içinde kavuşabilmenin sıcak tebessümü var, çünkü her ikisinin içinde ben varım, beni ben yapan sen varsın.

maviye hasret olduğunu biliyorum. muhtemelen maviyi seçeceksin. ben de yeşile hasretim. belki de yeşil sensin, mavi ben. uzak sensin.. uzak ben!

mavi; kavrayış, sıkı sıkı sarılış, farkına varış, belki anlaşılmayış, bulutlarda yürüyüş, uzanış ama ulaşamayış, konuşmak isteyip konuşamayış, hissettirmek isteyip hissettiremeyiş, sadece ama sadece uzunca bir bakış bazen. saatlerce izleyiş. tek kelime etmeden.

yeşil; yeniden doğuş, cesaretleniş, belki harekete geçiş, kendini buluş, belki anlaşılmayış, özleyiş ama çok özleyiş, hoşlanış, ama ifade edemeyiş, dinleyiş, dinleniş. dolu dolu. bir daha buluşamayacakmış gibi. bir sonraki birlikteliği bekleyerek.

mavi! yeşil! kırmızı! turuncu! mor!

hepsi aynı değil mi?

biz değil miyiz aslolan? hissettiklerimiz değil mi?

meraklanma sevdiceğim
ruhlarımız beraber.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Benimle çıkar mısın?...

Daha henüz 18 yaşındaydı,ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan kanser hastalığına yakalanmıştı. Kahır içinde kendini eve kapatmıştı. Sokağa bile çıkmıyordu. Annesi,birde kendisi. Bunlardan ibaretti hayat onun için. Bir gün çok sıkıldı. Sokaklara attı kendini.. Bir yığın vitrinin önünden geçti. CD satan bir dükkanı geçerken aniden durdu, geriye dönüp kapıdan içeri bakarak hayal meyal gördüğü tezgahtar kıza bir kez daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı. Gözleri ve yüreği takılı kalmıştı. Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi. Kız gülümseyerek koştu ona doğru "Size nasıl yardımcı olabilirim" diye... Öyle bir gülümseyişti ki genç şaşırdı, geveledi, bocaladı sonra "Evet" diyebildi.. Rasgele bir plağı işaret ederek "Evet,bu CD yi almak istiyorum" dedi. Genç kız plağı aldı, içeri gitti. Az sonra paketlemiş bir şekilde geri geldi. Genç paketi aldı evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı... Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti. Yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gelip açmadan paketi dolaba attı. Günler hep sardırılıp açılmayan CD alımları ile geçti gitti. Bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda... Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi.Ertesi sabah cesaretini toplayıp aynı dükkana gitti, ve yine bir plak seçti. Kız plağı sarmak üzere arka kısma gidince genç "sizinle bir gece çıkabilir miyiz ?" diye yazarak altında telefonunu ekleyip gizlice kasanın üstüne koydu.Sonra genç kızdan plağı alarak kaçarcasına uzaklaştı dükkandan. İki gün sonra evin telefonu çaldı. Anne açtı telefonu. CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan. Delikanlıyı istedi. Gizlenen notu daha yeni bulmuş, ve görür görmez aramıştı. Ama delikanlının annesi ağlıyordu... "Duymadınız mı ? " dedi, "Dün kaybettik oğlumu"

Cenazeden birkaç gün sonra anne oğlunun odasındaki eşyaları düzenlerken gözüne dolabındaki paketler ilişti. Paketleri aldı oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir CD ve birde not vardı. "Merhaba,sizi öyle talı buldum ki, bir akşam birlikte çıkalım mı ? Jacelyn !... Bir başka paketi açtı. Yine başka bir not vardı. "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece için davet edin artık...

27 Aralık 2009 Pazar

ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE

Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, Bazan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla, Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla, Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla, Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.. Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle, Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle, Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, Ama her defasında geri döndüm seninle, Hangi düğüm çözülür, nazla, sitemle, kinle? Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin, Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, Eksilmeyen çilemsin, Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin, Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, Çaresizim, çaremsin. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?

SEVEREK AYRILANLAR...

o gün büyük bir sesle uyandı..hemen pencereye koştu...
şaşırdı çünkü 3 yıl aradan sonra apartmanlarına yeni biri taşınıyordu "yine yaşlıdır ,kafa dengi çocuğu yoktur " diye düşünerek içeri girdi...Ama yanılmıştı taşınanların 2 tane güzeller güzeli kızı vardı...Hemen büyük olana gözleri dikti...ANCAK kızlardan küçük olanının onun hayatında derin bir etki yapacağını nerden bilebilirdi ki...

aradan 2-3 hafta geçtii kızlarla tanışmak zorundaydı...en azından kendin, öyle hissediyordu...Kızlardan büyük olan çok kopuktu "küçüklerle işim olmaz" diyen tiplerden..Bu durum karşısında ilgi odağı küçük kız oluyordu. bir kaç arkadaş yardımıyla tanışmayı becerdi...

aradan 3 ay geçti.Çocuğun aşkı o kadar büyüktü ki onun uğruna ölmeyi göze alabilirdi...o kızı nasıl seviyorsa bi o kadarda kız onu seviyordu...okullar açıldı yeni arkadaşlar edinildi..aradan yine 2 ay geçti..onun üzerindeki baskı çok artmıştı "liseliyiz,kız çok, boşver onu" arkadaş baskısı,çevre etkisi,gençliğe adım ve lise polemiği o büyük aşkı parçalamaya yetti...

o kızı çok ama çok seviyordu...ayrılmaya karar verdi... aklında hep şu düşünce vardı "ileride onun kalbini kırmak bana acı verir"

kızı önüne çekti herşeyden habersiz etrafa gülücükler saçan ağzından "aşkım " lafı eksik olmayan o biricik aşkını....kız tm bir şey söyleyecekken çocuk aşkının sözünü kesti ve kararını açıkladı..."AYRILALIM" kız için ve çocuk için herşey donmuştu sanki...öyle bir duyguydu ki ağlamak yanında tarif edilemez şekilde küçük kalırdı...

çocuk dayanamayıp ayağa kalktı ve arkasına bakmadan yürüdü..tam bir iki adım atmıştı ki yere küçük bir şeyin düştüğünü duydu arkasına dönüp baktı düşen şey küçük mavi bir kutuydu...

kız ağlayarak...koşar adımlarla çocuktan uzaklaştı..kız uzaklaşınca çocuk hemen yerdeki düşen kutunun yanına gitti ve kutuyu açtı...kutunun içinde güzel bir bileklik ve bir not vardı notta şöyle yazıyordu "doğum günün kutlu olsun aşkım" çocuk o anda yıkıldı bugün kendisinin doğum günüydü...

Aradan 9 ay geçti kız apartmandan taşınmıştı...ama taşınmalarından tam 8 ay sonra çocuğa bir mektup geldi mektupta şöyle yazıyordu...

sen bu mektubu okurken ben seni izliyor olacam...ama bu sefer kapı komşunuz biricik aşkın olarak değil ayrıldığın günün sabahı kanser olduğunu öğrenip yıkılan ve tek desteği tarafından bir kez daha yerin dibine gömülen bir kız olarak...BEN ÖLDÜM--AŞKIM ÖLDÜ--

şimdi o çocuk hep düşünür durur "neden? neden? neden?" "neden? arkadaşlarına yenik düştü neden? iradesine güvenmedi? neden? korktuuuuu NEDEN??""

VE HALA DÜŞÜNÜYOR... biliyorum çünkü o çocuk benim......

severek ayrılmak....bile bile ölmek demektir.....

Bir yabancı!!!

AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR...

Dünya yaratılmadan önce iyi ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankıinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken; Saflık ortaya bir fikir atmış: "Neden saklambaç oynamıyoruz?"..
Hepsi bu fikri beğenmiş. Çılgınlık bağırmış."Ben ebe olmak ve saymak istiyorum"...Baska hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.123..
O saydıkça iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar. Şefkat Ay'ın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkeizne gitmiş; Para Hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.Aşk; kararsız olduğu gibi nereye saklanacağını da bilmiyormuş.(Aşkı saklamak zordur )Ve çılgınlık 100'ü saydığı anda; Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış..
Ve Çılgınlık bağırmış.. "Önüm arkam sağım solum sobegeliyorum!" İlk önce Tembelliği görmüş çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.Sonra Şefkati ayın boynuzunda İhaneti çöplerin arasında Sevgiyi bulutların arasında Yalanı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde birer birer bulmuş.Sadece biri hariç. Umutsuzluğa kapılan Çılgınlığın kulağına Haset fısıldamış: "Aşkı bulamıyorsun çünkü o güllerin arasında saklanıyor."
Çılgınlık çatal şeklinde bir sopa almış ve güllerin arasına saklamış ta ki yürek burkan bir haykırış onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış. Parmaklarıyla kapadığı yüzünden sicim gibi kan akıyormuş. Çılgınlık Aşkı bulayım derken heyacandan Aşkın gözlerini kör etmiş.. "Ne yaptım ben?!!" diye bağırmış."Seni kör ettim. nasıl onarabilirim? Aşk cevap vermiş: "Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen benim klavuzum olabilirsin"..
İşte o günden beri Aşkın gözü kördür ve Çılgınlık da her zaman onun yanındadır...